Ana içeriğe geç
Modern Dijital Habercilik ve Tarih Arşivi
Son Vesika
Arşiv yükleniyor...
  
Hızlı Keşif

Kararsızsan arşiv seçsin.

Rastgele bir vesikaya git veya daha önce kaydettiğin makalelere dön.

Portreler & Fikirler
Tarihin unutulmaz isimleri ve dünyayı şekillendiren büyük fikirleri keşfet.
— vesika
Efsaneler & Destanlar
Mitolojik hikâyeler, kadim destanlar ve efsanelerin izinde.
— vesika
Karanlık Arşiv
Tarihin karanlık sayfaları: katliamlar, komplolar ve gizli kalan olayların arşivi.
— vesika
Medeniyet & Kültür
Mimari, sanat, bilim ve gündelik hayatıyla büyük medeniyetler.
— vesika
Kutsal Metinler
İnsanlık tarihine yön veren metinlerin dijital nüshaları.
— eser
Haberler
Güncel gelişmeleri ve tarihin gündemine giren olayları takip et.
Canlı akış
"Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir." — Atatürk

Tarihte Bugün:

Tarihin tozlu sayfaları taranıyor...
Tarihi Gerçek #— / —

Tarihin tozlu sayfalarından rastgele bir bilgi için zarı at...

Son Mühürlenen Vesikalar

Daha fazla vesikayı görmek için yatay olarak kaydırın. Sol ve sağ ok tuşları da kullanılabilir.

Günün Öne Çıkan Haberleri

Tümünü Gör →
Daha fazla haberi görmek için yatay olarak kaydırın. Sol ve sağ ok tuşları da kullanılabilir.

Bunlar İlgini Çekebilir

Daha fazla makaleyi görmek için yatay olarak kaydırın. Sol ve sağ ok tuşları da kullanılabilir.

Son Eklenen Kutsal Metinler

Tümünü Gör →
Daha fazla metni görmek için yatay olarak kaydırın. Sol ve sağ ok tuşları da kullanılabilir.

Zaman Çizelgesi

Açık Dijital Kütüphane

Dünya çapındaki açık erişimli akademik makalelerde, tarihi vesikalarda ve nadir eserlerde arama yapın.

Arama Sonuçları

Tarihten Haberler

Portreler & Fikirler

Efsaneler & Destanlar

Karanlık Arşiv

Medeniyet & Kültür

Kutsal Metinler Arşivi

İnsanlık tarihine yön veren metinlerin aslına sadık dijital nüshaları.

Yükleniyor...

Okuma Listem

Beğendiğiniz makaleleri buradan takip edebilirsiniz.

Lobotomi: Zihni Susturmanın Bedeli

1930-50'lerde akıl hastalıkları için ön lob bağlantılarını kesen, terk edilmiş tartışmalı cerrahi yöntem.

GİRİŞ Bir zamanlar insan zihninin acısını dindirmek için beynin içindeki bağlantıları geri dönüşsüz biçimde kesmek, modern tıbbın umut vadeden tedavilerinden biri sayılıyordu. 1930'larda başlayan lobotomi, 1940'larda hastanelerden gazetelere, bilimsel toplantılardan Nobel kürsüsüne kadar yükseldi. Fakat “iyileşme” denilen şeyin ne olduğu sorusu, bu tarihin en karanlık noktasında duruyordu. 14 Eylül 1936 sabahı Alice Hood Hammatt Washington'da ameliyata hazırlanıyordu. Freeman'ın kayıtlarına göre Hammatt son anda ameliyattan vazgeçmek istemişti. İtirazının merkezinde saçlarının tıraş edilmesi vardı; doktorlar buklelerini mümkün olduğunca koruyacaklarına söz vererek onu ikna ettiler. Ertesi sabah anestezist odaya girdiğinde Hammatt'ın kaygısı yeniden yükseldi. Ne yapılacağını soruyor, adamın uzaklaştırılmasını istiyor ve yatağında mücadele ediyordu. Birkaç dakika sonra bilincini kaybetti. Walter Freeman ve beyin cerrahı James Watts, birazdan Amerika Birleşik Devletleri'ndeki ilk prefrontal lobotomiyi gerçekleştireceklerdi. İki doktor kafa derisinde kesiler açtı, kafatasının sağ ve sol tarafında delikler oluşturdu ve leucotome adı verilen aleti beynin frontal bölgelerine ilerletti. Aletin ucundan çıkan tel halka döndürülerek beyaz cevherden dairesel kesiler yapılıyordu. Hammatt'ın beyninde toplam on iki ayrı kesinin ardından yaklaşık bir saat süren operasyon sona erdi. İlk saatlerde hasta sakin görünüyordu. Fakat altı gün sonra yönelim bozukluğu ve kekemelik başladı; konuşmakta ve yazmakta güçlük çekti. Freeman bunları frontal lob işlev kaybına işaret eden belirtiler olarak kaydetti. Durumu sonraki günlerde kısmen düzeldi ve Freeman hastanın ameliyattan önceki ajitasyon ve depresyonunun hafiflediğini ilan etti. Bugünden bakıldığında görüntü rahatsız edicidir: fiziksel olarak sağlam bir beynin içine girilmiş ve ruhsal acıyı azaltmak amacıyla sinir bağlantıları geri dönüşsüz olarak kesilmiştir. Fakat lobotominin karanlık tarihi yalnızca insanların beynine bıçak sokan birkaç “çılgın doktorun” öyküsü değildir. Asıl rahatsız edici tarafı, bunun belirli bir dönemde bilimsel yayınları bulunan, hastanelerde uygulanan, hekimler tarafından tartışılan ve sonunda Nobel Ödülü'yle onurlandırılan bir tıbbi tedaviye dönüşmüş olmasıdır. Beynin İçindeki Acıyı Kesmek Lobotominin doğduğu psikiyatri dünyası bugünkünden çok farklıydı. Ağır depresyon, şizofreni ve benzeri ciddi ruhsal bozukluklara karşı psikoterapinin imkânları sınırlıydı; insülin şoku, konvülsif tedaviler ve daha sonra elektroşok gibi oldukça sert yöntemler kullanılıyordu. Özellikle ağır vakalarda doktorların önündeki soru basitti fakat korkutucuydu: Diğer tedavilere cevap vermeyen, kendisine ya da çevresine zarar verme ihtimali bulunan hastalara ne yapılacaktı? 1935'te Londra'da düzenlenen Uluslararası Nöroloji Kongresi, bu sorunun tarihinde dönüm noktalarından biri oldu. Yale'den John Fulton ve Carlyle Jacobsen, frontal lobları cerrahi olarak hasara uğratılmış iki şempanzede zekâ kaybının belirgin olmadığını, buna karşılık hayvanların deneysel kaygılarının ciddi biçimde azaldığını aktardı. Toplantıda bulunan Portekizli nörolog António Egas Moniz'in , aynı sonucun insanlarda elde edilip edilemeyeceğini sorduğu aktarılır. Fulton bu fikre sıcak bakmamıştı. Moniz ise Portekiz'e döndüğünde beyin cerrahı Almeida Lima ile birlikte psikiyatri hastaları üzerinde çalışmaya başladı. Moniz'in yöntemi başlangıçta beynin prefrontal bölgesindeki bağlantılara alkol enjekte etmeye dayanıyordu. Ardından leucotome geliştirildi. Aletin ucundaki halka döndürülerek beyaz cevher içinde küçük çekirdek biçiminde kesiler oluşturuluyor, böylece prefrontal korteks ile beynin diğer bölgeleri arasındaki bazı bağlantılar kesiliyordu. Moniz ve Lima ameliyatlardan sonra hastalarının daha sakin ve yönetilebilir hale geldiklerini, ancak duygusal tepkilerinin de köreldiğini bildirdi. Freeman ve Watts'ın 1942 tarihli Psychosurgery kitabında Moniz yönteminin ayrıntıları anlatılır; aynı kaynakta operasyonların ardından ateş, baş ağrısı, kusma, uyku hâli ve geçici idrar kaçırma gibi komplikasyonlardan da söz edilir. İşte lobotominin geleceğini belirleyecek fikir burada yatıyordu: Hastalığa neden olduğu düşünülen düşünceyi ortadan kaldırmak yerine, o düşüncenin kişide yarattığı duygusal tepki azaltılabilirdi. Freeman bu düşünceden fazlasıyla etkilendi. Jack El-Hai'nin aktardığına göre Moniz'in teorisinin doğruluğu onun için sonuçlar kadar önemli değildi. Moniz ajite depresyon tanısı konulan ilk hastalarında olumlu sonuçlar bildirmişti ve Freeman için bu, yöntemi Amerika'da denemeye değer kılıyordu. Freeman ile Watts leucotome sipariş etti, kadavralardan alınmış beyinler üzerinde aleti kullanarak pratik yaptı ve sonunda Alice Hammatt'ı uygun ilk hasta olarak seçti. Hammatt ve eşinden operasyon için izin istendi; aile ayrıca psikiyatrist Karl Menninger'ın görüşünü aldıktan sonra ameliyata onay verdi. Bu ayrıntı önemlidir. Lobotominin tarihini yalnızca “insanlar habersizce yakalanıp ameliyat edildi” biçiminde anlatmak gerçeği basitleştirir. Bazı hastalar veya aileleri operasyonu bilinçli biçimde kabul etmişti. Fakat dönemin bilgilendirilmiş onam standartları bugünkülerle aynı değildi ve hastanın önüne konan seçenekler de zaman zaman son derece ağırdı. El-Hai'nin aktardığı başka bir vakada, 1941'de ağır paranoya yaşayan bir kadına Freeman tarafından akıl hastanesine yatırılmak ile lobotomi olmak arasında seçim sunulmuştu. Kadın ameliyatı seçmişti. Dolayısıyla karanlık olan yalnızca ameliyatın tekniği değildi. Hastanın gerçekten ne kadar özgür bir seçim yapabildiği de giderek tartışmanın bir parçası olacaktı. 1940'lar: Bir Deneyden Ana Akıma Lobotominin yükselişini anlamak için dönemin akıl hastanelerini anlamak gerekir. Psikiyatri kurumları ciddi bir kapasite sorunuyla karşı karşıyaydı. Ruhsal hastalığı olan insanlar uzun süre kurumlara kapatılıyor, hastaneler ise hem mali hem personel bakımından giderek artan hasta sayısına cevap vermekte zorlanıyordu. Miguel Faria'nın tarihsel incelemesi, frontal lobotominin 1930'larda yalnızca bir tedavi arayışı olarak değil, aşırı kalabalık psikiyatri kurumlarının baskısı altında geliştiğini ve 1940'larda zirveye ulaştığını vurgular. Freeman ve Watts bu ortamda lobotomiyi başlangıçta son çare olarak savundu. Kendi 1942 tarihli eserlerinde ameliyat için yalnızca ciddi derecede işlev kaybı bulunan ağır vakaları seçtiklerini yazıyorlardı. Obsesif düşüncelerin tamamen yok olmasından önce onlara eşlik eden yoğun duygusal yükün “solduğunu” düşünüyorlardı. Fakat aynı bölümde, bazı hastalarda normalde davranışları frenleyen mekanizmaların ortadan kalkabileceğini ve ameliyat sonrası saldırgan ya da sosyal açıdan ciddi sorunlar yaratan davranışların ortaya çıkabileceğini de kabul ediyorlardı. 1942'ye gelindiğinde artık ellerinde yüzlerce vaka vardı. Freeman ve Watts'ın Psychosurgery adlı kitabı yayımlandığında 200 hastalık bir seri rapor edildi. Sonuçlar kendi ölçütlerine göre hastaların yüzde 63'ünde iyileşme, yüzde 23'ünde değişiklik olmaması, yüzde 14'ünde ise kötüleşme veya ameliyat sonucunda ölüm şeklindeydi. Aynı yıl Journal of the American Medical Association yöntemin dayanakları ve kullanım alanları konusunda olumlu bir editoryal yayımladı. “Başarı” kelimesinin ne anlama geldiği ise bugünkü okuyucu için dikkatle ele alınmalıdır. Freeman açısından bir hastanın yeniden eve gönderilebilmesi başlı başına önemli bir sonuçtu. Jenell Johnson'ın çalışmasında aktardığı üzere Freeman'ın transorbital lobotomi konusundaki amaçlarından biri mümkün olduğunca basit bir operasyonla mümkün olduğunca fazla hastayı hastaneden çıkarabilmekti. Hastanın ailesinin yanına dönebilmesi hem sosyal hem ekonomik başarı olarak yorumlanıyordu. Devlete ait büyük psikiyatri kurumlarının masrafları düşünüldüğünde, taburcu edilen her hasta aynı zamanda kamu bütçesinden eksilen bir maliyetti. Bu nedenle lobotominin tarihindeki en temel sorunlardan biri ortaya çıkar: Bir hastanın sessizleşmesi, daha kolay yönetilebilir olması veya kurumdan çıkarılabilmesi gerçekten iyileştiği anlamına mı geliyordu? Freeman ve Watts'ın kendi gözlemleri bile cevabın her zaman evet olmadığını gösteriyordu. El-Hai'nin aktardığı kayıtlarda ameliyat sonrasında en fazla ilgisizlik, duyarsızlık ve tekrarlayıcı davranış gösteren hastaların bazen kaygı ve depresyon belirtilerini en fazla kaybeden kişiler olduğu görülüyordu. Freeman, belirgin zihinsel donukluk ve tepkisizliğin bazı depresif ve ajite hastalarda daha iyi bir iyileşmenin habercisi olduğunu düşünüyordu. Başka bir deyişle operasyonun başarısı ile verdiği hasar arasında rahatsız edici bir ilişki vardı: İnsanın acısını azaltmak için o acıyı yaşayabilme biçimi de değiştiriliyordu. Freeman ve Watts bazı operasyonlarda ne kadar doku kesmeleri gerektiğini belirleyebilmek için hastaları yalnızca lokal anestezi altında bilinçleri açıkken ameliyat etti. Hasta sorulara cevap veriyor, matematik işlemleri yapıyor veya nerede olduğunu söylüyor; doktorlar ise verilen cevaplardan ne kadar yönelim kaybı oluştuğunu anlamaya çalışıyordu. El-Hai'nin aktardığına göre bu yöntem 66 hastada uygulandı. Bazı hastalar kafatasları açılırken ameliyathanedeki aletleri ve sesleri fark edebiliyordu. Bunun amacı hastaya acı çektirmek değildi. Freeman ve Watts, doğru miktarda sinir bağlantısını kesebilmek için operasyon sırasında hastanın zihinsel durumunu bir çeşit ölçüm aracı olarak kullanmaya çalışıyordu. Fakat bu uygulama, lobotominin ne kadar deneysel bir zeminde geliştiğini de gözler önüne serer: Doktorlar beynin işlevlerini değiştiriyor ve yeterli ama fazla olmayan hasarın sınırını , hastayla operasyon sırasında konuşarak anlamaya çalışıyordu. “Buz Kıracağı” ve Lobotominin Gösteriye Dönüşmesi Freeman için klasik prefrontal lobotominin büyük bir sorunu vardı. Kafatasının delinmesi, ameliyathane, beyin cerrahı, anestezi ve ciddi bir sağlık altyapısı gerektiriyordu. Oysa tedaviye en fazla ihtiyaç duyduğunu düşündüğü devlet hastaneleri tam da bunlardan yoksundu. El-Hai'nin aktardığına göre Freeman bir süre sonra lobotominin yalnızca “son çare” olması gerektiği düşüncesinden bile uzaklaşmaya başladı ve daha basit, hızlı, ucuz bir yöntemin çok daha fazla insana ulaştırılabileceğine inandı. Çözüm göz çukurundaydı. Transorbital yaklaşımın kökeni Freeman'a ait değildi; İtalyan cerrah Amarro Fiamberti 1937'de benzer bir yöntem geliştirmişti. Ancak yöntemi Amerika'da ünlü ve yaygın hale getiren Freeman oldu. 1946'da kendi transorbital operasyonlarına başladı. Hastaya elektroşok uygulanarak kısa süreli bilinç kaybı oluşturuluyor, ardından kafatasının üst kısmını açmak yerine göz kapağının altından girilerek göz çukurunun ince kemik tabakası geçiliyordu. Freeman ilk operasyonunda özel yapılmış cerrahi bir alet bile kullanmadı: Jack El-Hai ve Jenell Johnson'ın aktardığına göre mutfağındaki bir buz kıracağını kullandı. Freeman daha sonra bunun için özel bir transorbital leucotome yaptırdı, fakat “ice-pick lobotomy” adı artık tarihe yerleşmişti. Yöntemin cazibesi hızındaydı. Klasik ameliyat saatler ve uzun bir iyileşme dönemi gerektirebilirken Freeman transorbital yöntemi dakikalar içinde tamamlayabiliyordu. Alet üst göz kapağının altından ilerletiliyor, göz çukuru ile frontal lobu ayıran ince kemik bir çekiç darbesiyle geçiliyor ve ardından alet sağa sola hareket ettirilerek sinir lifleri kesiliyordu. Freeman'ın kendi anlatımlarında kemiğin kırıldığı sırada duyulabilen sesten bile söz edilir. Elektroşok cihazları zaten devlet hastanelerinde yaygın olduğu için ayrıca klasik anestezi imkânlarına ihtiyaç duyulmaması yöntemi daha da taşınabilir hale getiriyordu. James Watts için çizgi burada çekildi. Watts, beyin dokusunun kesildiği herhangi bir girişimin büyük bir cerrahi işlem olduğunu ve yalnızca eğitimli beyin cerrahları tarafından yapılması gerektiğini savunuyordu. Freeman ise doğru eğitim verildiğinde psikiyatristlerin de transorbital lobotomi uygulayabileceğine inanıyordu. İki eski ortağın bu konudaki görüş ayrılığı sonunda profesyonel birlikteliklerinin kopmasına katkıda b

Yönetim Merkezi

Oturum: --:--
Kategori Dağılımı
Çok Dilli Çeviri Durumu
    Son Eklenen Vesikalar
      TR = zorunlu · EN/ES/DE = opsiyonel
      🇹🇷 Türkçe — Zorunlu
      🇬🇧 English — Optional
      🇪🇸 Español — Opcional
      🇩🇪 Deutsch — Optional
      🇹🇷 Vitrin Özeti — Türkçe
      🇬🇧 Excerpt — English
      🇪🇸 Extracto — Español
      🇩🇪 Auszug — Deutsch
      Dosya seçilmedi
      Dosya seçilmedi

      *Not: Editör tabloları tam desteklemediğinden tabloyu ekledikten sonra tasarım kırılabilir. Mümkün olduğunca görsel kullanınız.

      Arşivdeki Eserleriniz

      Kapak Başlık Kategori Tarih İşlem
      Aranan kriterlere uygun vesika bulunamadı.