Odysseia: Kurnaz Adamın Eve Dönüşü
Odysseia, Truva Savaşı'ndan dönen Odysseus'un on yıl süren maceralı eve dönüş yolculuğunu anlatan Homeros destanıdır.
Bölüm 1: Parçalanmış Bir Yuva ve Oğulun Arayışı (Telemakhia) Truva’nın düşüşünün üzerinden on yıl geçmiştir. İthake’de, Odysseus’un öldüğüne inanan 108 küstah soylu, sarayını işgal etmiş, servetini tüketmekte ve karısı Penelope’yi yeniden evlenmeye zorlamaktadır. Penelope, yıllardır kurnazlıkla onları oyalar; gündüz dokuduğu bir kefeni geceleri gizlice sökerek zaman kazanır. Oğulları Telemakhos, çaresizlik içinde büyümüştür. Tanrıça Athena, Mentor kılığına girerek Telemakhos’u yüreklendirir. Babasının akıbetini öğrenmesi için onu bir yolculuğa çıkarır. Bu, genç adamın bir yetişkine dönüşme yolculuğudur. Önce Pylos’a, yaşlı bilge Nestor’a gider; ondan pek bir şey öğrenemez ama saygınlık kazanır. Sonra Sparta’ya, Kral Menelaos ve Helena’nın yanına gider. Orada, babasının Kalypso adlı bir perinin adasında tutsak olduğunu öğrenir. Bu arada İthake’deki talipler, Telemakhos’u öldürmek için pusu kurar. Bölüm 2: Kralın Anlatılmamış Maceraları (Odysseus’un Hikayesi) Hikaye Olympos’a sıçrar. Tanrıların habercisi Hermes, Zeus’un emriyle peri Kalypso’ya giderek Odysseus’u serbest bırakmasını söyler. Yedi yıldır ölümsüzlük vaadiyle bile olsa onu adasında tutan Kalypso, isteksizce itaat eder. Odysseus bir sal yapıp yola çıkar, ancak deniz tanrısı Poseidon onu bir fırtınaya yakalayıp salını parçalar. Ölümün eşiğinden dönen Odysseus, Phaiakların (Phaeacians) ülkesi Scheria’nın kıyısına vurur. Prenses Nausikaa onu bulur, giydirir ve babası Kral Alkinoos’un sarayına götürür. Sarayda bir aoidos (ozan) Truva Savaşı’nı anlatan bir şarkı söylerken, kimliğini saklayan Odysseus gözyaşlarını tutamaz. Kral kim olduğunu sorduğunda, Odysseus destansı yolculuğunu en başından anlatmaya başlar. Bu, edebiyatın en ünlü geri dönüşlerinden biridir: Kikonlar ve Lotus Yiyenler: Truva’dan ayrılır ayrılmaz Kikonları yağmalar, ama askerleri disiplinsiz davranınca geri püskürtülürler. Fırtınayla sürüklendikleri diyarda Lotus Yiyenler’le karşılaşırlar; bu meyveyi yiyen adamları evlerini tamamen unutur, Odysseus onları zorla gemilere bağlar. Kikloplar Mağarası (Polyphemos) : Merakı onu dev Kiklopların adasına sürükler. Tek gözlü dev Polyphemos’un mağarasına girerler, ancak dev onları hapsedip her seferinde iki adamını yemeye başlar. Odysseus, devi “Hiç Kimse” (Outis) adında biri olduğuna inandırır ve onu şarapla sarhoş eder. Dev uyurken, kızgın bir kazığı onun tek gözüne saplarlar. Polyphemos’un yardım için bağıran diğer Kikloplar, “Hiç Kimse beni öldürüyor!” cevabını alınca güler geçerler. Odysseus ve adamları, koyunların altına bağlanarak mağaradan kaçar. Gururuna yenik düşen Odysseus, kaçarken gerçek adını bağırır. Lanetlenmiş olur; çünkü Polyphemos’un babası deniz tanrısı Poseidon’dur ve o günden sonra Odysseus’un eve dönmesini engellemek için elinden geleni yapacaktır. Aiolos’un Rüzgar Torbası : Rüzgarların efendisi Aiolos ona bütün ters rüzgarları bir torbaya hapsedip hediye eder. İthake’nin kıyıları göründüğü anda, Odysseus’un yorgunluktan uyuduğu bir sırada, tayfası torbada altın olduğunu düşünerek açar. Bütün rüzgarlar serbest kalır ve fırtına onları geri, bilinmeyen sulara savurur. Laistrygonlar ve Kirke : İnsan yiyen devlerin diyarında bütün filosunu, bir gemi hariç, kaybeder. Kaçarak ulaştıkları büyücü Kirke’nin adasında, keşfe gönderdiği adamları Kirke büyülü bir içecekle domuza çevirir. Hermes’in verdiği bir ot sayesinde büyüden korunan Odysseus, Kirke’ye meydan okur ve onu hem adamlarını eski haline çevirmeye hem de bir yıl boyunca misafirperverlik göstermeye zorlar. Yeraltı Dünyası (Hades) : Odysseus, evinin yolunu öğrenmek için yaşayanların giremeyeceği Ölüler Ülkesi’ne inmek zorundadır. Burada annesinin hayaletiyle, savaşta ölen arkadaşı Akhilleus’la ve en dokunaklı şekilde, Agamemnon’la karşılaşır. En önemlisi, kör kâhin Teiresias ona gelecekteki tehlikeleri ve eve vardığında nasıl davranması gerektiğini anlatır. Sirenler, Skylla ve Kharybdis : Yola devam ederken, şarkılarıyla denizcileri kayalıklara çeken Sirenlerin adasından geçer. Tayfasının kulaklarına balmumu tıkar, kendini ise direğe bağlatır ki şarkıyı duyup ölümcül bir merakla kendini denize atmasın. Ardından, bir yanda altı başlı canavar Skylla’nın, diğer yanda her şeyi girdap gibi yutan Kharybdis’in olduğu dar boğazdan geçer. Birkaç adamını feda etmeyi göze alır. Helios’un Sığırları ve Son Yalnızlık : Odysseus, Teiresias’ın uyarısını hatırlatarak güneş tanrısı Helios’un kutsal sığırlarına dokunmamaları için yalvarır. Ancak açlıktan kırılan tayfası, o uyurken sığırları kesip yer. Cezaları korkunç olur: Zeus, onlar denize açılır açılmaz yıldırımıyla gemiyi paramparça eder. Herkes ölür, sadece Odysseus kurtulur ve dokuz gün sonra Kalypso’nun adasına vurur. Hikayesi burada son bulur. Bölüm 3: Dönüş ve Kılık Değiştirmiş İntikam Hikayesinden büyülenen Phaiaklar, Odysseus’u hediyelere boğarak, uyuduğu bir sırada onu sihirli gemileriyle İthake’nin kıyılarına bırakırlar. Yirmi yıl sonra evdedir, ancak işi yeni başlamaktadır. Athena, onu yaşlı bir dilenci kılığına sokar. Bu kılıkla sadık domuz çobanı Eumaios’un kulübesine sığınır. Orada, pusudan kurtulan oğlu Telemakhos ile buluşur. Baba oğul ilk kez karşı karşıyadır. Odysseus önce kimliğini gizler, ancak sonra kendini gösterir. Yıllarca babasını hiç tanımadan büyüyen genç adamla yorgun kral, saraydaki talipleri yok etme planını yapmaya başlar. Bölüm 4: Penelope’nin Oyalaması ve Saraydaki İmtihan Kılık değiştirmiş Odysseus saraya girdiğinde, herkes tarafından aşağılanır, hatta bir tabure fırlatılır. Tek amacı, sabrını koruyarak talipleri gözlemlemek ve planı mükemmelleştirmektir. Sadakatini koruyan tek varlık, efendisini yıllar sonra bacağındaki bir yara izinden tanıyan yaşlı köpeği Argos’tur; köpek, onu gördükten hemen sonra huzurla can verir. Penelope, artık bir karar vermesi gerektiğini anlar. Okların içinden geçmesi gereken on iki baltanın sıralandığı, yalnızca Odysseus’un gerebildiği büyük yayını getirtir. “Kim bu yayı gerip oku bu on iki baltanın deliğinden geçirirse, onunla evleneceğim” diye ilan eder. Tüm talipler yayı germeye çalışır ama hiçbiri teli titretecek gücü bile gösteremez. İşte o anda, dilenci kılığındaki Odysseus yayı ister. Talipler hakaret yağdırır, ancak Telemakhos’un otoriter müdahalesiyle yay ona verilir. Odysseus, bir lir sanatçısı gibi kolaylıkla yayı gerer ve oku on iki baltanın deliğinden geçirir. Ardından paçavralarını sıyırıp atar, salonun ana kapısına sıçrar ve en önde gelen talip Antinoos’un boğazına bir ok saplar. “Köpekler! Kaçtığımı sandınız, ama işte buradayım!” diye haykırır. Bölüm 5: Yayın İntikamı ve Tanınma Telemakhos, Eumaios ve sadık sığırtmaç Philoetius ile birlikte salon bir savaş alanına döner. Tanrıça Athena’nın da yardımıyla, Odysseus ve oğlu, bütün talipleri acımasızca katleder. Adalet sağlanmıştır, ancak bu kanlı bir adalettir. Penelope her şeye rağmen ikna olmaz. Yıllarca hilelerle aldatılmış bir kadının temkinliliğiyle, onu sınamak için bir tuzak kurar. Yaşlı süt annesi Eurykleia’ya, “Hadi, yatağını bizim odanın dışına taşı” diye emreder. Bunu duyan Odysseus öfkelenir. “O yatağı kim kımıldatabilir ki?” der, “Onu ben kendi ellerimle, kök salmış bir zeytin ağacının gövdesine oyarak yaptım!” İşte bu, sadece karı kocanın bildiği sırdır. Penelope, nihayet kocasının gerçekten döndüğüne inanır ve koşup boynuna sarılır. Yirmi yıllık ayrılık, gözyaşları ve sevgiyle sona erer. Ertesi gün, öldürülen taliplerin aileleri isyan eder, ancak tanrıça Athena araya girerek bir barış sağlar. Odysseus’un yolculuğu, on yıllık savaş ve on yıllık geri dönüş macerası, nihayet huzurla son bulur.